“Gel” dedi Sue kapıda durana. Korkmuyordu. Eğer korksaydı bunu bilirdi ve korkmuyordu. Zaten kaybetmişti inancını fakat çırpınıyordu son bir umutla ve onun sarsılan inancının kapıda duran için önemli olduğunu biliyordu. Kendini komik buluyordu hem inanmıyordu hem de yalvarıyordu. Önemli olmalıydı işte ve denemeye değerdi her şeye rağmen. “Zaten daha kötü olamazdı.” Madem ki her şey onun elinde ve herkes onda eşitti, değerliydi; o zaman onun sarsılan inancının geri gelmesi kapıda duran için önemliydi. Yavaşça içeriye girmesini bekledi adamın Sue. Sesinin tonunu ayarlamayı bile düşünmüyordu. İyi bir başlangıç güzel bir sonuç verebilir diye düşündü ve “Kahve içer misin?” dedi Sue. Hayır cevabını almak zaten gergin olan sinirlerini iyice bozdu ve haykırdı bir anda: “İstemezsin tabi! Ne istersin söyle? Hayatımı mı? Hayatımızı mı? Ne istersen söyle? Bedeni sarsılıyordu ve durmadı bir an bile. “Bak halime” dedi Sue.”Çok büyük bir işti yaptığın değil mi? Önce yarattın sonra yolladın ve sonra aşıladın umut denen zehri. Yavaşça sevgiyi verdin ve büyüttün daha bizler nasıl olduğunu anlamadan. Yeşili verdin, maviyi verdin ve ardından diğerleri geldi. Sevdirdin ve en sonunda onu almaya karar verdin?” Hiçbir şey yapmıyordu adam. İçeri girmiş, pencerenin hemen önünde durmuş öylece dinliyordu. Bu halini gördükçe Sue daha çok sinirleniyordu. Parmak uçlarından başlayan sızı avuç içlerine geliyor, iğneler batıyor ve uykusuzluktan şişmiş gözlerine, göz kapaklarına, saçlarının diplerine kadar geliyordu. Beyninin içinde sesler duyuyor fakat o tek bir sese odaklanıyordu. “Yaşamak istiyorum!” “Yazdığın hikayede hiçbir şey yapamadım. Ben, daha hiçbir şey yapamadım işte alma” diyordu. Cevap alamayacağını anlamıştı çoktan ve dizlerinin üzerine yığılıverdi Sue. Dizleri mermerin sert yüzeyine çarpınca tekrar sarsıldı bedeni. Bütün bunlar yetmezmiş gibi ağlayamıyordu üstelik; fakat hissettiği şey acının ta kendisiydi. Son bir umutla kaldırdı kafasını ve duyduğu tek şey; “Korkma fazla acımayacak canın!” oldu. Ardından pencerenin önünde kimsenin olmadığını gördü ve güldü gözlerini kısarak. Dudakları aynı anda sağa doğru bir hamle yapmıştı. Mırıldanarak çöktüğü yerden kalktı ve “fazla acımayacakmış” diyerek sandalyesine oturdu, sigarasını eline aldı, baktı ve gözlerini yumdu.