Kimse seni dudaklarından öperek uyandırmanın tadını bilemeyecek benim kadar.
Bir sabah omzuna dokunan sıcak bir elle uyanacaksın. ” Hadi kalk artık işe gitmen gerekiyor ” diyecek sana yanındaki. Gözlerinden uyku daha silinmemiş, suratın asık. Asık çünkü daha şimdiden yormuş hayat seni. İş, ödenmesi gereken faturalar, gidilmesi gereken toplantılar, okunması gereken belgeler, buluşulması ve gülünmesi gereken arkadaş toplantıları derken yorulmuşsun önünde kocaman bir hayat dururken.
Gülümseyeceksin seni uyandırana. İçten gelecek bu gülücük elbette. İçi ısınacak insanın. Bense uyanacağım evimin holünde. Dün gece yine sızmışım çünkü bu holde. Midemde geceden kalma bir bulantı yanında da baş ağrısı olacak. Aç mıyım değil miyim bilemeyeceğim. Sabahın soğuğunu hissedeceğim tenimde. Teninin sabah sıcaklığı benden gideli çok olmuş. Bilmeyecek yanındaki bu sıcaklığın değerini ve bilmeyecek seni dudaklarından öperek uyandırmanın tadını.
Sen hazırlanana kadar hazırlanmış olacak mutfakta kahvaltın da. Karşında oturacak o da. Kahvaltı yapacaksınız birlikte ve kimse bilmeyecek sen kahvaltı yaparken seni izlemenin değerini. Bense yeni kalkmış olacağım holde sızıp kaldığım yerden. Soğuk mermeri hissedeceğim. Titreyeceğim belki. Mutfağa gidip bir kahve yapacağım kendime. Acı olacak. Öyle şekersiz, öyle tatsız ve öyle sensiz.
Kapıdan çıkarken dudaklarına bir öpücük konduracaksın onun. Yüzünde o en sevdiğim gülüşlerinden birisi. Senden hemen sonra çıkacak o da evde ve bilmeyecek kimse evden çıkmadan önce eve sinmiş kokunu içine çekmenin değerini. Bense televizyonu açmış olacağım o saatte. Sabah haberlerine bakacağım yine ve tebessüm edeceğim ” bu dünya nereye gidiyor?” diye.
Derken uyuyacağım yine. Sen iş yerinde telefonla konuşurken akşam için planınızı, ben telefon sesiyle irkileceğim. Telefondaki ses kızacak yine bana. Dinlemeden güleceğim. Güleceğim aslında kendime acıyarak. Havaya kızıllık çökecek ve hazırlanacaksınız ikiniz ayrı iş yerlerinde birbirinize kavuşmak için. Bense dışarıya yeni adım atmış olacağım. Kimse bilmeyecek sana koşmanın değerini. Sokaklarda dolaşıp kedi, köpek seveceğim. Sahilden gözyaşları bırakacağım denize.
Büfeden biraz içki alıp döneceğim eve. Sense elinde bir şişe şarapla gireceksin eve. Hazır olacak harika bir masa önünde ve yemekti, dinlenmekti, sohbetti derken yudumlamaya başlayacaksınız kadeh kadeh şarabı. Kim bilir ben kaç kadeh devirdim bu koridorda bunu kimse bilmeyecek. Ben dahil.. Ve kimse bilmeyecek şarabı senden içmenin değerini.
Ve kimse bilmeyecek seni sevmeyi benim kadar.