Korkuyorum. Korkum dünden ve gelecekten. Bugünü unuttum, korkuyorum.
Hatırlamıyorum bazı zamanlar kim olduğumu, nerede doğduğumu ve nerede olduğumu. Fazla kalamıyorum bir yerde ve ayrılıyorum. Her parçayı ayrı yere bırakıyorum yavaş yavaş. Daha dün bir uçurumun kenarında sallanırken yarın kendimi şelale kenarında bir evde buluyorum; ılık rüzgarlar esen ve duvarlarından güneş sızan bir ev. Bugünümü hatırlamıyorum hiçbir zaman. “Ne yapıyorum?” diye sormuyorum kendime bugünün içinde. Yarını düşünüyorum ve kayboluyorum. Ardıma attığım ekmek parçalarını yiyen kuşlar var. Geri dönemiyorum.
Birisi zamanla oynuyor ve ben kayboluyorum. Bir bakıyorum yıllardan 1876. Duyuyor bir adam sevgilisini ve gülümsüyor. Bir bakıyorum yıllardan 1914. Ölüyor herkes sokaklarda ve ben korkuyorum.
Korkuyorum daha sonra tekrar. Korkuyorum ve rüzgar esiyor suratıma. Rüzgar neden esiyor, niye bu kadar sert esiyor bilmiyorum ama korkuyorum. Sarılmak istiyorum. Birisine ya da bir ağaca, taşa değil.. Sadece bugüne sarılmak istiyorum. Bugünü kaybettiğimi görünce tekrar korkuyorum.
Ölüyorum bazen. Kimseye söylemeden, sessizce ölüyorum.